ATEİST Antropolog ARKADAŞIMA MEKTUP

61. Evrensel Tanrı İnancı:
Tarihin hemen her medeniyetinde, farklı coğrafyalarda ve dönemlerde Tanrı inancının farklı yansımalarını görüyoruz. Bu evrensel fenomen sadece tesadüf mü? Neden her toplum kendi gücü aşan bir varlık fikrine yöneliyor? Bu, insanda doğuştan var olan fıtri bir bilginin tezahürü değil midir?

62. Dinler Olmasaydı Ahlak:
Dinler hiç var olmasaydı, insanlık benzer ahlaki değerleri üretebilir miydi? Bazıları “Evet” dese de, ortak bir aşkın referans noktası olmadan evrensel ilkelerin nasıl ortaya çıkacağını açıklamakta zorlanır. Soyut değerlerin kaynağı ne olacaktı? İnsanlık deneyimi, aşkın bir kaynağı reddeden medeniyetlerin köklü, kalıcı ahlaki normlar oluşturmakta başarısız oluşunu göstermiyor mu?

63. Dinlerin Uygunluğu:
Dinler neden insan doğasıyla bu kadar uyumlu değerler sunar? İnsanın derin psikolojik, sosyal, ahlaki ihtiyaçlarına cevap veren bu öğretiler, rasgele oluşmuş kültürel fenomenler midir? Eğer sadece insan zihninin ürünü olsalardı, bu kadar evrensel bir tatmin, huzur ve iç bütünlük sağlamakta nasıl başarılı olabilirlerdi? Bu uyum, ilahi bir kaynak tarafından insan fıtratına uygun “talimatlar” sunulduğunu göstermiyor mu?

64. Savaşların Kaynağı:
Savaşları dine bağlamak yaygın bir söylem. Oysa pek çok savaş ekonomik, politik, etnik çıkar çatışmalarından doğmuştur. Dini sadece bir maske olarak kullanan istismarcıların varlığı, dinin özünü suçlamaya yeter mi? Ateist toplumlar da savaş yapmadı mı? O hâlde suçu dine yüklemek gerçeği çarpıtmak değil midir? İnsan zaafları, hırsları, güç tutkuları varken, dini yok saymak barışı garantiler mi?

65. Ateizme Dayalı Kalıcı Toplumlar:
Tarihte tamamen ateizm temelli, uzun süreli, istikrarlı, içsel bir ahlak sistemi üreten, kalıcı bir medeniyet örneği görebiliyor musun? Ateist rejimler genellikle kısa ömürlü, baskıcı veya dağılmaya mahkûm toplumsal yapılar sergilemiştir. Bu, aşkın bir temelden yoksunluğun toplumsal düzen kurmada yetersiz kaldığını göstermiyor mu?

66. Medeniyet ve Din İlişkisi:
İslam medeniyeti gibi tarihsel tecrübeler, bilimin, felsefenin, sanatın gelişimine katkı sağlamıştır. Dinî motivasyon, ilim arayışına, medeniyet inşasına katkı sunmamış mıdır? Ateist bir paradigma, insanlığa aynı ölçüde ilham verebilir mi? Dinler olmadan bilimin bu seviyeye ulaşacağını varsaymak ne kadar temellidir?

67. Peygamberlerin Kalıcı Etkisi:
Peygamberler ve büyük dinî önderler asırlar boyu insanlığa ışık tutmuş, ahlaki rehber olmuş, toplumları derinden etkilemişlerdir. Bu etki yüzlerce, binlerce yıl sürmüş, milyarlarca insanın hayatını dönüştürmüştür. Sıradan bir insan eseri bu kadar uzun soluklu, küresel bir etkiyi nasıl bırakabilir? Bu kalıcılık, ilahi kaynağın göstergesi değil midir?

68. Sonsuz Yaşama İhtiyacı:
İnsan, tarih boyunca ölümsüzlüğü, ölüm ötesi hayatı düşünmüş, bu konuda inançlar geliştirmiştir. Bu, sadece ölüm korkusuna bir tepki midir, yoksa ruhun fıtri olarak ebedî bir yurda özlem duymasının bir tezahürü mü? Ölümden sonra yaşam fikri, her medeniyetin ortak paydasıysa, bunun maddi olmayan bir gerçeğe işaret ettiğini inkâr edebilir misin?

69. Toplumların Metafizik İhtiyacı:
Toplumlar daima metafizik bir dayanağa ihtiyaç duymuştur. Devletler, gelenekler, toplumsal yapılar, metafizik semboller, inançlar etrafında şekillenmiştir. Salt maddi çıkarlar, uzun vadeli bir toplumsal bütünlüğü sağlayabilir mi? Bu metafizik ihtiyaç, aşkın bir varlıktan gelen bir yönlendirme, bir genetik miras değil midir?

70. Ahlaki Çürümeye Çare:
Ahlaki yozlaşma, maddi çıkarların hüküm sürdüğü, aşkın değerlerden yoksun toplumlarda nasıl önlenecek? Ortak bir yüksek otorite, aşkın bir kaynak referans alınmadan, kim kime “Dur!” diyecek? Ateizm temelli bir dünyada insana “doğruyu yap” demek neye dayanacak? Belki de ilahi bir yasaya dayanmayan ahlak kırılgandır.