Ateistelere Metafizik Sorular

51. Ruh Kavramı:
Eğer ruhu yok sayarsan, bilinç, benlik, öz farkındalık gibi fenomenleri tamamen nöro-kimyasal süreçlere indirgersin. Peki bu süreçler nasıl olur da kendinin farkında olan, kendi varlığını sorgulayan, kimliğini inşa eden bir öz üretir? Bu, mekanik bir saatin “Ben varım” deme çabası kadar absürt değil mi? Ruhu inkar etmek, aşkın bir boyutu yok saymak, insan deneyiminin en temel yönlerini görmezden gelmek olmuyor mu?

52. Hayal Gücü ve Yaratıcılık:
İnsanın hayal gücü, soyutlama yeteneği, yaratıcılığı nasıl açıklanır? Nöronlar birbirine ateşledi diye yüce sanat eserleri, karmaşık matematiksel teoriler, metafizik felsefeler nasıl doğar? Bu kadar derin bir üretkenlik, sırf fizyolojik tepkilerden ibaret midir? Bu muazzam entelektüel kapasite, aşkın bir esintiye, ilahi bir nefha’ya işaret etmiyor mu?

53. Sevgi Duygusunun Kıymeti:
Sevgi, sadece bir hormon salgısı mı? Eğer öyleyse, neden sevgi uğruna canını veren insanlar var? Maddi faydayı aşan, karşılıksız, koşulsuz bir duygu nasıl olur da kimyasal tepkimelerden doğar? Sevginin yüceliği, insandaki metafizik boyutun inkâr edilemez bir tezahürü değil midir?

54. Ölümsüzlük Düşüncesi:
İnsan, ölümsüzlük fikrinden etkilenir, onu sürekli düşünür. Bu sadece biyolojik hayatta kalma isteğinin aşırılaşmış bir formu mu, yoksa içimize yerleştirilmiş ebediyet tutkusunun dışa vurumu mu? Eğer ölüm sonrası bir hayat yoksa, bu içsel istek neden bu kadar köklüdür? Bu fıtri eğilim, yaratılışımızın bir parçası olan ilahi menşei ifşa etmiyor mu?

55. Amaç Sorusu:
“Neden varım?” sorusu, insanı daima meşgul etmiştir. Eğer amaç yoksa, bu soruyu sormak bile anlamsız olurdu. Ama insan durmaksızın bir anlam, bir gaye arıyor. Bu arayışın, sadece zihinsel bir yanılsama olduğunu iddia etmek, insanın temel varoluşsal yönelimlerini yok saymak değil midir? Bu soru, aşkın bir amacın varlığına kapı aralamıyor mu?

56. Maddi Evren Dışındaki Gerçeklikler:
Maddi evrenin ötesinde bir gerçeklik yok diyorsan, bu iddianı neye dayandırıyorsun? Ölçemediğin, göremediğin şeylerin yokluğuna dair kesinliğin nereden geliyor? Bu, bilimin sınırlarını aşan, bir tür dogmatik inanç değil mi? Belki de maddi evrenin ötesindeki bir boyutu kabul etmek, seni evrenin ardındaki yüce hakikate götürür. Bu imkânı neden peşinen kapatıyorsun?

57. Ölümden Sonra Bilinç Varsayımı:
Ölümden sonra bilinç varsa, bilim bunu nasıl ölçsün? Laboratuvara sokup deney mi yapacak? Ölçemediği şeyi inkâr etmek bilimsel değil, ideolojik bir tavırdır. Belki ölümden sonra boyut değiştiren bilinç, aşkın bir âlemde devam ediyor. Bu olasılığı reddetmek, bilimsel değil, önyargısal bir yaklaşım değil mi?

58. Umuda İhtiyaç:
İnsan umuda muhtaçtır. Umut, maddi olarak ölçülemeyen, fakat ruhu ayakta tutan bir güçtür. Neden insan her şeye rağmen umudu elden bırakmaz, niçin ebedi bir kurtuluş, bir huzur beklentisi içindedir? Bu sonsuz umut, sırf tesadüfi bir beyin yanılgısı mı, yoksa insana bahşedilmiş ilahi bir rehberlik mi?

59. İyiliğe Meyletme:
İyilik kavramı maddi bir çıkar sunmasa da insanı cezbeder. Neden kötülüğe değil de iyiliğe meylediyoruz? Bencilce fayda peşinde koşan bir varlık, neden başkasının yararına işleyen fedakârlıklara kapı aralar? Bu eğilim, insanın fıtratındaki aşkın bir damardan kaynaklanmıyor mu?

60. Anlam Arayışı Tekrarı:
Evrenin amacı yoksa, insan neden evrensel ölçekte anlamsızlığa razı olmuyor? Neden bin yıllardır filozoflar, düşünürler, sıradan insanlar hep “neden varız” diye sorguluyor? Bu köklü arayış, insana verilmiş bir işaret, bir pusula değil de nedir?